TÜRK TİCARET KANUNU VE TÜRK BORÇLAR KANUNU hükümleri uyarınca kıymetli evrak, senet ile hakkın birbirine sıkı sıkıya bağlandığı ve senet ibraz edilmeksizin hakkın ileri sürülemediği en temel tedavül ve dolaşım araçlarındandır. Kıymetli evrakın hamilin rızası dışında elinden çıkması, yanması, tahrip olması veya kaybolması (ziyaı) durumunda hak sahibinin hak kaybına uğramasını önlemek amacıyla Türk Ticaret Kanunu (TTK m. 651 vd., m. 757 vd.) ve Türk Borçlar Kanunu (TBK m. 105) çerçevesinde ödeme yasağı, ilan usulü, istirdat (iade) davası ve iptal prosedürü vazedilmiştir. Bu kapsamlı rehberde mevzuat maddeleri, kanun gerekçeleri, doktrin ilkeleri ve Yargıtay'ın konuya ilişkin 28 emsal içtihadı sistematik olarak incelenmiştir.
1. Kıymetli Evrakın Ziyaı, İptali Kavramları ve İptal Davasının Temel Şartları
(2) Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir."
Özet ve Genel Açıklama
Kıymetli evrak hukukunun temel kuralı gereğince hak ile senet arasında koparılamaz bir bağ mevcuttur. Senette yer alan alacak hakkının ileri sürülebilmesi ve borçludan ifa talep edilebilmesi için senedin ibrazı zorunludur. Senedin rıza dışında zayıflaması, kaybolması, çalınması, yanması, irade dışı yırtılması veya üzerine madde dökülerek okunamayacak hale gelmesi durumunda 'ziya' hali gerçekleşmiş olur. Zayi olan senedin ibraz edilememesi nedeniyle alacaklının hak kaybına uğramasını engellemek amacıyla kanun koyucu 'iptal davası' kurumunu düzenlemiştir.
İptal davası, zayi olan kıymetli evrakın geçersiz kılındığını tespit eden çekişmesiz yargı niteliğinde bir hukuki yoldur. İptal talebinde bulunma yetkisi, senedin zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde meşru hak sahibi olan lehdara veya ciro zinciriyle yetkili kılınmış hamile aittir. Ayrıca senet üzerinde intifa veya rehin hakkı sahibi olan kişiler de iptal isteyebilir. Buna karşılık, senedi düzenleyerek tedavüle çıkaran keşidecinin kural olarak iptal davası açma hakkı yoktur. Keşideci ancak senedi ciro yoluyla geri alıp son hamil sıfatını kazanmışsa dava açabilir. Keşidecinin elindeyken senet kaybolursa, keşideci menfi tespit veya istirdat davası açabilir. Öte yandan, senedin zamanaşımına uğramış olması da senedin kıymetli evrak olma niteliğini ve içerdiği hakkı ortadan kaldırmadığından ziya sebebiyle iptal davası açılmasına engel oluşturmaz.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 651. maddesinin gerekçesinde, 6762 sayılı mülga Kanun'un 563. maddesinin aynen muhafaza edildiği ve İsviçre Borçlar Kanunu'nun 563. maddesiyle tam uyum sağlandığı belirtilmiştir. Kanun koyucu gerekçede, 'zayi' ve 'ziya' kelimelerinin hukuki anlam derinliğini (elden çıkma, tahrip olma, yok olma) tam karşılayacak Öztürkçe tek bir terim bulunamadığından mevcut kavramları koruduğunu vurgulamıştır. Ziya kavramı yalnızca kaybolmayı değil, senedin fiziki bütünlüğünü veya okunurluğunu yitirdiği her türlü durumu kapsamakta; Medeni Kanun ile terminolojik birlik sağlanmaktadır.
2. Kıymetli Evrakın İptali Kararının Hukuki Sonuçları ve Hak Sahibinin Yetkileri
(2) Bunun dışında iptal usulü ve hükümleri hakkında, kıymetli evrakın çeşitli türlerine ilişkin özel hükümler uygulanır."
Özet ve Genel Açıklama
Mahkemece verilen iptal kararı, zayi olan kıymetli evrakın hukuki varlığını sona erdirir ve senedin fonksiyonunu üstlenir. İptal kararı alan hak sahibi iki temel imkâna kavuşur: Eğer senedin vadesi henüz gelmemişse, hak sahibi masraflarını karşılamak kaydıyla borçludan zayi olan senet yerine yeni bir senet düzenleyip vermesini talep edebilir. Senedin vadesi gelmişse, hak sahibi iptal ilamını borçluya ibraz ederek senet bedelinin kendisine ödenmesini isteyebilir.
İptal kararı zayi olan senedin yerine geçtiğinden, hak sahibi senede fiziksel olarak zilyet olmaksızın alacağını talep etme ve tahsil etme yetkisini kazanır. Borçlunun iptal kararına dayanarak yaptığı ödeme geçerli bir ifa olup, borçluyu borcundan kurtarır. İptal kararından sonra senedi elinde bulunduran yeni bir hamil ortaya çıkarsa, bu yeni hamil borçluya başvuramaz; ancak iptal kararıyla ödemeyi alan kişiye karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep hakkı ileri sürebilir.
TTK m. 652 gerekçesinde, kıymetli evrakın zayi olması durumunda hakkın yok olmadığı, aksine senet ibraz zorunluluğu nedeniyle ileri sürülmesinin imkânsızlaştığı açıklanmaktadır. Maddenin amacı, meşru hak sahibine mahkeme kararı aracılığıyla 'senetsiz hak ileri sürme' veya 'yeni senet talep etme' yetkisi vererek mülkiyet ve alacak hakkını güvenceye almaktır. İkinci fıkra ile iptal ilamının işlevsel olarak senedin yerine geçeceği açıkça hükme bağlanmıştır.
3. Çeşitli Kıymetli Evrak Türlerinde Özel İptal Hükümlerinin Saklı Tutulması
Özet ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu'nun 651 ve 652. maddelerinde düzenlenen iptal hükümleri kıymetli evrak için genel niteliktedir. Ancak sermaye piyasası araçları, ayni hak içeren senetler ve emtia senetlerinin kendilerine özgü nitelikleri göz önüne alınarak m. 653 ile özel düzenlemeler saklı tutulmuştur. Örneğin Devlet tahvillerinin iptali, münferit faiz ve temettü kuponlarının iptali (TTK m. 667), makbuz senedi ve varantın ziyaı (TTK m. 849) ile ipotekli borç senedi ve irat senetlerinin iptali (TMK m. 925 vd.) özel hükümlere tabidir.
Özel kanunlarda düzenlenmiş senetler hakkında öncelikle o özel hükümler tatbik olunur; özel kanunda açıklık bulunmayan hallerde genel nitelikteki TTK hükümleri tamamlayıcı olarak uygulanır.
TTK m. 653 gerekçesinde, kıymetli evrakın türsel çeşitliliği ve kamusal ya da ayni hak nitelikleri göz önüne alınarak özel kanun düzenlemelerinin önceliğinin korunduğu ifade edilmiştir. Böylece finansal piyasalardaki özel senet türlerinin işleyişi ve kamu borçlanma araçlarının güvenliği muhafaza edilmiştir.
4. Nama Yazılı Kıymetli Evrakın Ziyaı ve İptalinde Özel Usul
(2) Borçlu, senette ilanların sayısını azaltmak veya süreleri kısaltmak suretiyle iptal için daha basit bir usul öngörebileceği gibi, alacaklı kendisine senedin iptal ve borcun ödendiğini gösteren, resmen düzenlenmiş veya usulen onaylanmış bir belge verdiği takdirde, senet ibraz edilmeksizin ve iptaline karar verilmeksizin de geçerli olmak üzere ödemek hakkını da saklı tutabilir."
Özet ve Genel Açıklama
Nama yazılı senetler, devir beyanı (alacağın temliki) ve senedin zilyetliğinin devri ile tedavül eder. Bu senetlerde borçlu, borcunu öderken hamili araştırmak ve meşru hamil olduğunu tespit etmek zorundadır. Borçlunun bu araştırma yükümlülüğü nedeniyle nama yazılı senetlerin zayi olması halinde iyiniyetli üçüncü kişilerin haksız ödeme alma riski hamile yazılı senetlere kıyasla daha düşüktür.
Kanun koyucu m. 657/1 uyarınca nama yazılı senetlerin iptalinde kural olarak hamile yazılı senet hükümlerine atıf yapmıştır. Ancak m. 657/2 ile borçluya iki önemli kolaylık tanınmıştır: Birincisi, borçlu senet metnine koyacağı bir kayıtla ilan sayısını ve sürelerini azaltarak basitleştirilmiş bir iptal usulü belirleyebilir. İkincisi, borçlu senet metninde saklı tutacağı kayıtla, senedin iptal edildiğini ve borcun ödendiğini gösteren resmî veya onaylı bir belge verilmesi halinde mahkemeden resmî iptal kararı alınmaksızın da ödeme yapabileceğini kararlaştırabilir.
TTK m. 657 gerekçesinde, 6762 sayılı Kanun'un 667. maddesinin karşılandığı belirtilmiştir. Nama yazılı senetlerde borçlunun riskinin daha az olması sebebiyle iptal prosedürünün basitleştirilmesine ve senet metnine konulacak kayıtlarla mahkeme kararı aranmaksızın güvenli ödeme yapılabilmesine imkân sağlanmıştır.
5. Hamile Yazılı Senetlerde İptal Davası Açma Şartları, Görevli ve Yetkili Mahkeme
(2) Yetkili mahkeme, borçlunun yerleşim yeri veya pay senetleri hakkında anonim şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesidir.
(3) Dilekçe sahibinin senedin zilyedi bulunduğu ve onu zayi ettiği yolundaki iddialarının mahkemece inandırıcı bulunması gerekir.
(4) Bir senet kupon tablosu veya talon içeriyorsa ve hamil yalnız kupon tablosunu veya talonunu kaybetmişse, istemin haklı olduğunun ispatı için senedin esas bölümünün ibrazı yeterlidir."
Özet ve Genel Açıklama
Hamile yazılı kıymetli evrakın ziyaı halinde iptal süreci hak sahibinin dilekçe ile mahkemeye başvurmasıyla başlar; mahkemenin resen hareket etmesi mümkün değildir. İptal davasında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir (bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi). Yetkili mahkeme ise kural olarak senet borçlusunun yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak pay senetlerinin iptalinde yetki, anonim şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesine aittir.
İptal davası çekişmesiz yargı işi niteliğinde olup kesin hüküm teşkil etmez. Davacının senedin zilyedi olduğunu ve senedi iradesi dışında zayi ettiğini mahkemeye inandırıcı delillerle (protesto belgesi, ihbarname, banka kayıtları) sunması yeterlidir. Kıymetli evrak niteliği taşımayan belgeler (limited şirket pay senetleri, sigorta poliçeleri, teminat mektupları) için iptal davası açılamaz. Ön ve arka yüzüne 'İPTAL' kaşesi vurularak kıymetli evrak niteliğini kaybeden senetler de iptal davasına konu edilemez. Buna karşılık düzenlenme tarihi boş bırakılan 'açık senetler' eksik unsurları sonradan doldurulabileceğinden zayi olmaları halinde iptalleri talep edilebilir.
TTK m. 661 gerekçesinde, maddenin İsviçre Borçlar Kanunu'nun 981. maddesinden ve mülga 6762 sayılı Kanun'un 573. maddesinden alındığı ve dilinin sadeleştirildiği ifade edilmiştir. Maddede yetkili mahkeme net olarak düzenlenerek uygulamadaki yetki karmaşası önlenmiştir.
6. Borçluya Ödeme Yasağı Konulması ve İhtiyati Tedbir Kararının Hukuki Niteliği
(2) Bir kupon belgesinin iptaline karar vermek gerektiği takdirde, vadeleri dava sırasında dolan münferit kuponlar hakkında faiz kuponlarının iptaline ilişkin hükümler uygulanır."
Özet ve Genel Açıklama
İptal davasında dilekçe sahibinin ziya iddiasını inandırıcı bulması halinde mahkeme, borçluya ödeme yasağı kararı verir. Bu kararda borçluya, yasağa aykırı ödeme yapması halinde meşru hak sahibine ikinci defa ödeme yapmak zorunda kalacağı ihtarı yapılır. Mahkemece verilen ödeme yasağı kararı hukuki niteliği itibarıyla HMK m. 390 uyarınca bir 'ihtiyati tedbir' kararıdır.
Ödeme yasağı talebi esasa ilişkin davadan önce yetkili mahkemeden veya iptal davası sırasında davayı gören mahkemeden istenebilir. İhtiyati tedbir mahiyetindeki bu kararın reddi halinde istinaf yoluna başvurulabileceği gibi, tedbir kararına itiraz üzerine verilen kararlara karşı da Bölge Adliye Mahkemesine gidilebilir.
TTK m. 662 gerekçesinde, senedi zayi olan alacaklının hak kaybına uğramasını önlemek ve borçluyu ikili ödeme riskine karşı uyarmak amacıyla geçici hukuki koruma niteliğinde ödeme yasağının düzenlendiği belirtilmiştir.
7. Hamile Yazılı Senetlerde İlan Usulü ve Altı Aylık İbraz Süresi
MADDE 664- (1) Senedin ibrazına ilişkin ilanın 35 inci maddede yazılı gazetede (Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi) üç defa yapılması gerekir.
(2) Mahkeme gerek gördüğü takdirde, ayrıca uygun göreceği diğer şekillerde de ilanlar yapılmasına karar verebilir."
Özet ve Genel Açıklama
Ödeme yasağı kararının ardından mahkeme, senedi elinde bulunduran meçhul hamili senedi mahkemeye ibraz etmeye ilanla davet eder. İlanlar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde (TTSG) üç defa yayımlanmak zorundadır. Mahkeme gerekli görürse gazete dışında ek ilan araçları (yerel gazete, İnternet) da kararlaştırabilir.
Senedin mahkemeye ibrazı için tanınacak süre en az altı aydır ve bu süre TTSG'deki ilk ilanın yayımlandığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Yasal 6 aylık süre dolmadan veya 3 ilan tamamlanmadan mahkemece iptal kararı verilemez.
TTK m. 663 ve 664 gerekçelerinde, hamile yazılı senetlerde senedi zilyedinde bulunduran meçhul üçüncü kişilere makul süre tanınarak hak arama hürriyetlerinin korunması ve aleniyetin sağlanması amaçlanmıştır.
8. İlan Süresi İçinde Senedin Mahkemeye Sunulması ve İade Davası Açılması
(2) Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa, mahkeme, senedi geri verir ve ödeme yasağını kaldırır."
Özet ve Genel Açıklama
İlan süresi içinde senedi elinde bulunduran üçüncü kişi senedi mahkemeye ibraz ederse, iptal davası konusuz kalır. Çekişmesiz yargı niteliğindeki iptal davası senedi getiren kişiye karşı husumete dönüştürülemez. Bu durumda mahkeme, dilekçe sahibine senedi getiren hamile karşı genel mahkemelerde 'senedin iadesi (istirdat)' davası açması için uygun bir süre verir.
Dilekçe sahibi verilen sürede iade davası açmazsa mahkeme senedi ibraz eden hamile geri verir ve borçlu üzerindeki ödeme yasağını kaldırır. Açılacak iade davasında senedi elinde bulunduran son hamilin iyiniyetli iktisabı korunur; senedin iadesine karar verilebilmesi için hamilin senedi iktisap ederken kötüniyetli olduğu veya ağır kusurunun bulunduğu kanıtlanmalıdır.
TTK m. 665 gerekçesinde, çekişmesiz yargı işi olan iptal davası ile mülkiyet/zilyetlik uyuşmazlığı içeren iade davasının ayrıldığı, üçüncü kişinin mülkiyet hakkı ile iyiniyetli hamilin korunması esasının gözetildiği belirtilmiştir.
9. Senedin İbraz Edilmemesi Üzerine İptal Kararı Verilmesi ve Sorumluluk Sınırları
(2) Hamile yazılı bir senedin iptali hakkındaki karar, derhâl 35 inci maddede yazılı gazeteyle ve mahkeme gerek görürse başka araçlarla da ilan edilir.
(3) İptal kararı üzerine dilekçe sahibi, gideri kendisine ait olmak üzere yeni bir senet düzenlenmesini veya muaccel borcun ifasını istemek hakkını haizdir."
Özet ve Genel Açıklama
İlan edilen süre içinde senet mahkemeye ibraz edilmezse mahkeme senedin iptaline karar verir ve karar TTSG'de ilan edilir. İptal kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesine (istinaf) başvurulabilir; ancak çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı Yargıtay temyiz yolu kapalıdır (HMK m. 362/1-ç).
İptal kararı alan hak sahibi senedin vadesi gelmemişse gideri kendisine ait olmak üzere borçludan yeni bir senet; vadesi gelmişse senet bedelinin ödenmesini isteyebilir. İptal ilamı kıymetli evrak niteliği taşımadığından alacaklı bu ilama dayanarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi yapamaz, genel haciz yoluyla takip yapabilir. Ayrıca iptal kararına dayanarak senet bedeli cirantalara veya onların avalistlerine karşı ileri sürülemez; yalnızca asli borçlu olan keşideciye karşı ileri sürülebilir.
TTK m. 666 gerekçesinde, süresi içinde ibraz edilmeyen senedin iptali ile alacaklının korunması, icra takibi ve müracaat hakları bakımından ise kambiyo taahhütlerinin senede bağlılığı ilkesinin korunması hedeflenmiştir.
10. Münferit Faiz ve Temettü Kuponlarının İptalinde Özel ve Kısa Usul
(2) Üç yıl geçtikten sonra hiçbir hak sahibi başvurmaz ve vadenin dolmasından itibaren üç yıl geçmiş olursa, mahkeme kararıyla bedel dilekçe sahibine verilir."
Özet ve Genel Açıklama
Faiz ve temettü kuponları bağımsız olarak hamile yazılı senet niteliğindedir. Ancak bu kuponların tek başına zayi olması durumunda ilan formalitesinin getireceği yüksek masrafları önlemek amacıyla m. 667 ile özel ve kısa bir iptal usulü kabul edilmiştir.
Bu usulde ilan yapılmaz. Mahkeme hak sahibinin talebi üzerine kupon bedelinin vadesinde belirlenen bankaya veya mahkeme veznesine depozito edilmesine karar verir. Vadeden ve bedelin yatırılmasından itibaren 3 yıl geçmesine rağmen başka bir hak sahibi ortaya çıkmazsa mahkeme bedelin dilekçe sahibine ödenmesine karar verir. Dava sırasında vadesi dolan kuponlar hakkında ise genel iptal hükümleri uygulanır.
TTK m. 667 gerekçesinde, küçük tutarlı faiz ve temettü kuponlarında ilan masraflarının tutarı aşmasını önlemek, pratik ve masrafsız bir koruma prosedürü oluşturmak amaçlanmıştır.
11. İptal Davasına Konu Edilemeyecek Hamile Yazılı Senetler
(2) Devlet tarafından çıkarılmış olan tahvillere ilişkin özel hükümler saklıdır."
Özet ve Genel Açıklama
Kanun koyucu kamu finansmanını, para dolaşım güvenliğini ve finansal istikrarı korumak amacıyla bazı hamile yazılı senetleri iptal davasının dışında tutmuştur. Merkez Bankası tarafından çıkarılan kağıt paralar (banknotlar) ve para yerine ödeme aracı olarak toplu halde çıkarılan hamile yazılı kağıtlar zayi olsa dahi iptal davasına konu edilemez.
Bu senetlerin ziyaı halinde mahkemeden iptal kararı alınması hukuken imkânsızdır; aksi durum para tedavülünde ciddi kargaşaya yol açar.
TTK m. 668 gerekçesinde, para ve para benzeri kamu ödeme araçlarının iptal davasına konu edilmesinin kamu düzeni ve finansal piyasalar bakımından yaratacağı sakıncaları engellemek hedeflenmiştir.
12. Poliçe, Bono ve Çeklerin Ziyaı Halinde İptal Şartları ve Ödeme Yasağı Kararı
(2) Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir.
(TTK m. 778/1 uyarınca bonolara, TTK m. 818/1-s uyarınca çeklere kıyasen uygulanır.)"
Özet ve Genel Açıklama
Emre yazılı kambiyo senetleri olan poliçe, bono ve çeklerin rıza dışı zayi olması halinde m. 757 uyarınca senedin ödeme yerindeki veya hamilin yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesinden iptal ve ihtiyati tedbir niteliğinde ödeme yasağı talep edilir. Ödeme yasağı bonolarda keşideciye, çeklerde muhatap bankaya, poliçelerde muhataba bildirilir.
Çekin zayi olduğunu noter kanalıyla bankaya bildirmek kanuni ödeme yasağı yerine geçmez; mutlaka mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alınması zorunludur. Mahkeme, muhatabın talebi üzerine poliçe bedelinin belirleyeceği yere tevdi edilmesine izin verebilir; ancak tevdi kararı muhatabın açık talebi olmadan resen verilemez. İptal davası çekişmesiz yargı işi olduğundan davanın hasımsız olarak açılması şarttır.
TTK m. 757 gerekçesinde, kambiyo senetlerinin yüksek tedavül hızı dikkate alınarak hak sahibini haksız tahsile karşı anında korumak üzere geçici hukuki koruma (ödeme yasağı) düzenlenmiştir.
13. Poliçe Zilyedinin Bilinmesi veya Senedin Mahkemeye Sunulması Durumunda İade Davası
(2) Dilekçe sahibi verilen süre içinde davayı açmazsa, mahkeme, muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.
MADDE 763- (1) Elden çıkan poliçe mahkemeye sunulursa, mahkeme, iade davası açması için dilekçe sahibine uygun bir süre verir. Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa, mahkeme, poliçeyi, sunmuş olana geri verir ve muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır."
Özet ve Genel Açıklama
Zayi olduğu iddia edilen poliçe, bono veya çekin zilyedi biliniyorsa veya mahkemenin ilanı üzerine senet mahkemeye sunulursa ilanlı iptal usulüne devam olunamaz. Mahkeme davacıya senedi elinde bulunduran hamile karşı mülkiyet/zilyetlik hakkına dayanarak 'senedin iadesi (istirdat)' davası açması için süre verir.
Süresinde iade davası açılmazsa senet ibraz edene verilir ve ödeme yasağı resen kaldırılır. İade davasının kabul edilebilmesi için senedi devralan hamilin iyiniyetli olmaması (senedi iktisap ederken kötüniyetli olması veya ağır kusurunun bulunması) şarttır.
TTK m. 758 ve 763 gerekçelerinde, zilyedin belli olduğu hallerde ilanlı iptal usulünün yersizliği ve doğrudan mülkiyet uyuşmazlığına yönlendirilmesi esası benimsenmiştir.
14. Poliçe ve Çeklerde İlan Usulü, İbraz Süreleri ve Zamanaşımı Engeli
MADDE 761- (1) Poliçeyi getirme süresi en az üç ay ve en çok bir yıldır.
(2) Vadesi gelmiş poliçelerde zamanaşımı, üç ayın geçmesinden önce gerçekleşirse, mahkeme üç aylık süre ile bağlı değildir.
(3) Süre, vadesi gelen poliçeler hakkında birinci ilan gününden, vadesi gelmeyen poliçeler hakkında vadenin gelmesinden itibaren işler.
MADDE 762- (1) Poliçenin getirilmesine ilişkin ilan, 35 inci maddede yazılı gazete ile üç defa yapılır."
Özet ve Genel Açıklama
Poliçeyi elinde bulunduran bilinmiyorsa mahkeme TTSG'de üç defa ilan yaparak meçhul hamili senedi getirmeye davet eder. Poliçelerde ibraz süresi en az üç ay, en çok bir yıldır. Vadesi gelen poliçelerde süre ilk ilan tarihinden, vadesi gelmeyenlerde vadenin dolduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Vadesi gelmiş poliçelerde zamanaşımı üç aylık yasal süreden önce dolacaksa mahkeme üç aylık süreyle bağlı değildir; zamanaşımı dolmadan iptal kararı verebilir.
TTK m. 760-762 gerekçelerinde, kambiyo senetlerindeki kısa zamanaşımı süreleri gözetilerek ilan sürelerinin hamile yazılı senetlere göre daha kısa tutulduğu ifade edilmiştir.
15. Poliçenin İptali Kararı, Borçlulardan İfa İsteme Yetkisi ve Müracaat Hakkı Sınırları
(2) Poliçenin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, dilekçe sahibi kabul edene karşı poliçeden doğan istem hakkını ileri sürebilir."
Özet ve Genel Açıklama
İlan süresinde getirilmeyen poliçenin iptaline karar verilir. İptal kararı üzerine hak sahibi senedin vadesi gelmemişse yenisinin verilmesini, vadesi gelmişse kabul etmiş muhataptan veya onun avalistinden ödeme yapılmasını isteyebilir. Kabul etmiş muhatap yoksa veya tespit edilemiyorsa senedi düzenleyen keşideciye de başvurulabilir.
İptal kararına dayanarak senet bedeli lehdara, cirantalara ve onların avalistlerine karşı ileri sürülemez. İptal ilamı kambiyo senedi niteliğinde olmadığından kambiyo senetlerine özgü icra takibine koyulamaz.
TTK m. 764 gerekçesinde, senedin yokluğu halinde cirantaların takip edilmesi engellenerek kambiyo senedine bağlılık ve muhatabın/keşidecinin asli sorumluluğu esas alınmıştır.
16. Mahkemece Poliçe Bedelinin Tevdi Yeri Belirlenmesi ve Teminat Karşılığı Ödeme
(2) Teminat, poliçeyi iyiniyetle iktisap eden kişinin uğrayabileceği zarara bir karşılık oluşturur. Senet iptal edildiği veya senetten doğan haklar diğer bir sebeple ortadan kalktığı takdirde, teminat geri alınır."
Özet ve Genel Açıklama
İptal kararı öncesinde mahkeme borçluya senet bedelini mahkemece gösterilecek yere yatırma izni verebilir veya teminat (nakit, banka teminat mektubu, ipotek) karşılığında hak sahibine ödeme yapma yükümlülüğü getirebilir.
Bu teminat senedi sonradan elinde bulunduran olası iyiniyetli hamillerin zararlarını güvenceye almak içindir. İptal kararı kesinleştiğinde teminat iade olunur. Bedelin tevdi yerine yatırılması için muhatabın bu yönde açık talebi bulunması şarttır.
TTK m. 765 gerekçesinde, iptal yargılaması devam ederken senedi elinde bulunduran iyiniyetli hamillerin zararını önlemek üzere teminat dengesi kurulmuştur.
17. Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Borç Senedinin Kaybı ve İptal Belgesi Verilmesi
(2) Kıymetli evrakın iptaline ilişkin hükümler saklıdır."
Özet ve Genel Açıklama
Kıymetli evrak niteliğinde olmayan adi borç senetlerinin kaybolması halinde mahkemeden iptal kararı alınması gerekmez. TBK m. 105 uyarınca alacaklı, borç ödenirken borçlunun talebi üzerine senedin iptal edildiğini ve borcun sona erdiğini gösteren resmî veya noterce onaylı bir belge (iptal makbuzu) vermekle yükümlüdür.
Adi senetlerde hak senede bağlı olmadığından senedin kaybı alacak hakkını sona erdirmez. TBK m. 105/2 maddesi ise TTK'daki kıymetli evrak iptal hükümlerinin saklı olduğunu açıkça belirtmektedir.
TBK m. 105 gerekçesinde, adi senetlerde senedin borcun kurucu unsuru olmaması sebebiyle borçlunun ikili ödeme riskine karşı resmî ibra belgesi ile korunması amaçlanmıştır.